Anasayfa Cemil Yavuz Yazı Detayı Bu yazı 2442 kez okundu.
Cemil Yavuz
Köşe Yazarı
Cemil Yavuz
 

DEMOKRASİLERDE SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİTMEKTE!

İktidar için artık “talihin çarkı” tersine dönmekte!   “Tarihinin” de kaçınılmaz sonunun,   artık önü beri gelmekte.   Havada kalmış  bir uçağı tarih henüz kaydetmemekte!   Çanların bitmez sanılan iktidarları  için çaldığı, herkesçe bilmekte!      Bu Cumhuriyetin sayesinde   memlekette iktidar oldular.   “Demokrasi sermayesini”yse   çok hoyratça harcadılar.   Cumhuriyet’e, Atatürk’e nasıl ve   ne karalar çaldılar.   Elde avuçta ne varsa halka ait,   halkın, kamunun, milletin malı;   eşe dosta, yabancıya, yandaşlara haraç mezat, ardı ardına sattılar.   On dokuz yıl önce neyse yoksulluk,  on dokuz yıl sonra yazık ki katlanmış,   kanatlanmış durumda…   İşsizlik bir facia, sanki bir felaket,   milli afet konumunda.   Yolsuzluklar ayyuka; her yerde,   her noktada bir kayırma.   Her gün zam, gam üstüne gam   vururken vatandaşın sırtına;   feryat figan edeni, itirazını   yükselteni hızla bastırma.   Hakkını, hukukunu haykıranı,   anında susturma…   Adalet kör kuyularda merdivensiz;   ulaşılmaz, çığlık çığlığa;   temel haklar ve özgürlükler,  ayaklar altında.    Düşünceyi ifade, görüş bildirme,   eleştirme nerede?     Sanat, mizah hepsi suskun,   karanlıklar ardında.   İşlerine gelmeyen ne varsa,   anında yasaklanmakta.   Basın-medya özgürlüğü, ara ki bulasın!   Onca gazete, onca tv çok kanallı-tek sesli!   Ekranlarda hazır ve nazır, sayısız adam;   gece yarıları, sabah, öğlen, ikindi, akşam!    Amma ve lakin yetmeyince yetmiyor işte,   olmayınca olmuyor; yalan dünya gerçek   olmuyor!   Boşa konsa dolmuyor, doluya konsa   almıyor!   Demir almak zamanı gelmişse limandan, yolcudur Abbas, bağlansa durmuyor!   Her yerde, hep en bir inci, tek birinciydi;  el üstünde, nadide, bulunmaz bir inciydi!   Yaratandan “bir lütuftular” sanki,   eşi benzerleriyse, bulunur mu ki?   Hem kindar hem olunur mu dindar?   Her şeyin bir sonu var, herkes fani;   bütün saltanatların elbet sonu da var!   Belli ki denizler bitmekte, tükenmekte;   görünen köy de kılavuz istememekte!   Ah, bir yolunu bulup da iş, uzatabilmekte!  Kime sorulsa, kiminle konuşulsa ulu orta yerde;   “herkesin bildiği bir sır” var, herkesin dilinde!  “Seçimle gelen, seçimle gitmekte; bu iş böyle.”   O önlenemez yükselişler, artık önlenemez inişte!   İlk seçimde sandıkta kalacağı, günü beklemekte!  Kim bilir, sahiden belki onlar da yoruldular;   canları belki, sahiden dinlenmeyi istemekte!  Kim bilir, o günü onlar da iple çekmekte!  Sıradan vatandaşlığı belki çok özlemekte!  
Ekleme Tarihi: 17 Şubat 2021 - Çarşamba

DEMOKRASİLERDE SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİTMEKTE!

İktidar için artık “talihin çarkı” tersine dönmekte!  

“Tarihinin” de kaçınılmaz sonunun,   artık önü beri gelmekte.  

Havada kalmış  bir uçağı tarih henüz kaydetmemekte!  

Çanların bitmez sanılan iktidarları  için çaldığı, herkesçe bilmekte!   

 

Bu Cumhuriyetin sayesinde   memlekette iktidar oldular.  

“Demokrasi sermayesini”yse   çok hoyratça harcadılar.  

Cumhuriyet’e, Atatürk’e nasıl ve   ne karalar çaldılar.  

Elde avuçta ne varsa halka ait,   halkın, kamunun, milletin malı;   eşe dosta, yabancıya, yandaşlara haraç mezat, ardı ardına sattılar.  

On dokuz yıl önce neyse yoksulluk,  on dokuz yıl sonra yazık ki katlanmış,   kanatlanmış durumda…  

İşsizlik bir facia, sanki bir felaket,   milli afet konumunda.  

Yolsuzluklar ayyuka; her yerde,   her noktada bir kayırma.  

Her gün zam, gam üstüne gam   vururken vatandaşın sırtına;  

feryat figan edeni, itirazını   yükselteni hızla bastırma.  

Hakkını, hukukunu haykıranı,   anında susturma…  

Adalet kör kuyularda merdivensiz;   ulaşılmaz, çığlık çığlığa;   temel haklar ve özgürlükler,  ayaklar altında.   

Düşünceyi ifade, görüş bildirme,   eleştirme nerede?  

 

Sanat, mizah hepsi suskun,   karanlıklar ardında.  

İşlerine gelmeyen ne varsa,   anında yasaklanmakta.  

Basın-medya özgürlüğü, ara ki bulasın!  

Onca gazete, onca tv çok kanallı-tek sesli!  

Ekranlarda hazır ve nazır, sayısız adam;   gece yarıları, sabah, öğlen, ikindi, akşam!   

Amma ve lakin yetmeyince yetmiyor işte,   olmayınca olmuyor; yalan dünya gerçek   olmuyor!  

Boşa konsa dolmuyor, doluya konsa   almıyor!  

Demir almak zamanı gelmişse limandan, yolcudur Abbas, bağlansa durmuyor!  

Her yerde, hep en bir inci, tek birinciydi;  el üstünde, nadide, bulunmaz bir inciydi!  

Yaratandan “bir lütuftular” sanki,   eşi benzerleriyse, bulunur mu ki?  

Hem kindar hem olunur mu dindar?  

Her şeyin bir sonu var, herkes fani;   bütün saltanatların elbet sonu da var!  

Belli ki denizler bitmekte, tükenmekte;   görünen köy de kılavuz istememekte!  

Ah, bir yolunu bulup da iş, uzatabilmekte! 

Kime sorulsa, kiminle konuşulsa ulu orta yerde;  

“herkesin bildiği bir sır” var, herkesin dilinde! 

“Seçimle gelen, seçimle gitmekte; bu iş böyle.”  

O önlenemez yükselişler, artık önlenemez inişte!  

İlk seçimde sandıkta kalacağı, günü beklemekte! 

Kim bilir, sahiden belki onlar da yoruldular;  

canları belki, sahiden dinlenmeyi istemekte! 

Kim bilir, o günü onlar da iple çekmekte! 

Sıradan vatandaşlığı belki çok özlemekte!  

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egegundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.