Anasayfa Melisa Gönen Yazı Detayı Bu yazı 3097 kez okundu.
Melisa Gönen
Köşe Yazarı
Melisa Gönen
 

Bile Bile Muhtaç

Ne zaman ithalatla ilgili haberleri dinlesem aklıma tarlasında elleri toprak içinde dert yanan çiftçiler ve artan fiyatlardan yakınan tüketiciler gelir. Nereden baksan halk ve nereden baksan dertle baş başa kalmış emekçiler… Zaten bu ülkede, emekçi deyince karşılaşılan zorluklar da ardı arkasına bir bir sıralanıyor. Emekçinin ayağının taşa takılmasına neden olanlarsa yaşanan zorluklar dile gelince umursamaz oluyor. Hal böyleyken, neden halkın hem emekçi hem de tüketici kesimi bu halden mustarip diye düşünmeye kalmadan ithalatta yapılan hamleler cevabı sorudan önce getiriyor:Bile bile muhtaç olduğumuz için bu haldeyiz.Bu cümleden anlam çıkarmak için ne ekonomist olmak gerekiyor ne de tarım bakanı… Çünkü halkın ne yaşadığına şahit olmak gözleri yummadıkça, kulakları kapatmadıkça öyle zor değil. Görüyoruz, üretici kesim gerekli emeği vermek için hazırken devlet kendi üreticisine destek vermek yerine diğer ülkelerin üreticilerinin ürünlerini almayı tercih ediyor. Biliyoruz, bu ülkenin verimli tarım arazileri çiftçiye değil rantçıya peşkeş çekiliyor. Ülkenin değerleri bir avuç insana emanet ediliyor. Duyuyoruz, çiftçi kazanamıyor, desteklenmiyor hayata tutunmak pahasına birikimini satıyor. O üretiyor, aracılar kazanıyor ve tüketici ise artan fiyatlardan yakınıyor. Şaşırıyoruz, bu ülkenin ihtiyacını karşıladıktan sonra ihraç edilmeye bile yetecek potansiyeli olan ürünlerin milyonlarca liraya dışarıdan alınıyor olmasına ve  ülkemizdeki üreticinin “görünmezmişçesine” yok sayılmasına şaşırıyoruz. Korkuyoruz, iklim değişikliğinin yeni politikalar yapmaya zorladığı ve tehlikeye soktuğu tarım sektörünü iyileştirmek için geç kalmaktan ve üreticinin deneyimine, bilgisine, emeğine sahip çıkamamaktan korkuyoruz. Üzülüyoruz, ürünü tarlada çürümesin diye ürününü yok pahasına satarak borçlanan köylümüze ve ekilmekten vazgeçilen tarla toprağına üzülüyoruz. İstiyoruz, Kanada’nın mercimeğini Yunanistan’ın pamuğunu değil yerli üretimde desteklenen çiftçinin ürünü kullanmak ve ne yediğimizi bilmek istiyoruz. Bekliyoruz, marketten aldığımız bir ürünün menşeine baktığımızda “Hadi canım bu da mı ithal?” dememeyi bekliyoruz. Yaşıyoruz, biz bu anlatılanları yaşıyoruz. Bu anlatılanlar ne ucuz roman, ne romantik edebiyat sadece Türkiye’nin öğrenilmiş çaresizliğinin ve çaresizliğe terk edilen emekçisinin gerçekleri… Buna rağmen tarım ise bu ülkenin kendini göstermek için yedeklerde bekletilen potansiyeli! Melisa GÖNEN 01.03.2021    
Ekleme Tarihi: 22 Mart 2021 - Pazartesi

Bile Bile Muhtaç

Ne zaman ithalatla ilgili haberleri dinlesem aklıma tarlasında elleri toprak içinde dert yanan çiftçiler ve artan fiyatlardan yakınan tüketiciler gelir. Nereden baksan halk ve nereden baksan dertle baş başa kalmış emekçiler… Zaten bu ülkede, emekçi deyince karşılaşılan zorluklar da ardı arkasına bir bir sıralanıyor. Emekçinin ayağının taşa takılmasına neden olanlarsa yaşanan zorluklar dile gelince umursamaz oluyor. Hal böyleyken, neden halkın hem emekçi hem de tüketici kesimi bu halden mustarip diye düşünmeye kalmadan ithalatta yapılan hamleler cevabı sorudan önce getiriyor:Bile bile muhtaç olduğumuz için bu haldeyiz.Bu cümleden anlam çıkarmak için ne ekonomist olmak gerekiyor ne de tarım bakanı… Çünkü halkın ne yaşadığına şahit olmak gözleri yummadıkça, kulakları kapatmadıkça öyle zor değil.

Görüyoruz, üretici kesim gerekli emeği vermek için hazırken devlet kendi üreticisine destek vermek yerine diğer ülkelerin üreticilerinin ürünlerini almayı tercih ediyor.

Biliyoruz, bu ülkenin verimli tarım arazileri çiftçiye değil rantçıya peşkeş çekiliyor. Ülkenin değerleri bir avuç insana emanet ediliyor.

Duyuyoruz, çiftçi kazanamıyor, desteklenmiyor hayata tutunmak pahasına birikimini satıyor. O üretiyor, aracılar kazanıyor ve tüketici ise artan fiyatlardan yakınıyor.

Şaşırıyoruz, bu ülkenin ihtiyacını karşıladıktan sonra ihraç edilmeye bile yetecek potansiyeli olan ürünlerin milyonlarca liraya dışarıdan alınıyor olmasına ve  ülkemizdeki üreticinin “görünmezmişçesine” yok sayılmasına şaşırıyoruz.

Korkuyoruz, iklim değişikliğinin yeni politikalar yapmaya zorladığı ve tehlikeye soktuğu tarım sektörünü iyileştirmek için geç kalmaktan ve üreticinin deneyimine, bilgisine, emeğine sahip çıkamamaktan korkuyoruz.

Üzülüyoruz, ürünü tarlada çürümesin diye ürününü yok pahasına satarak borçlanan köylümüze ve ekilmekten vazgeçilen tarla toprağına üzülüyoruz.

İstiyoruz, Kanada’nın mercimeğini Yunanistan’ın pamuğunu değil yerli üretimde desteklenen çiftçinin ürünü kullanmak ve ne yediğimizi bilmek istiyoruz.

Bekliyoruz, marketten aldığımız bir ürünün menşeine baktığımızda “Hadi canım bu da mı ithal?” dememeyi bekliyoruz.

Yaşıyoruz, biz bu anlatılanları yaşıyoruz. Bu anlatılanlar ne ucuz roman, ne romantik edebiyat sadece Türkiye’nin öğrenilmiş çaresizliğinin ve çaresizliğe terk edilen emekçisinin gerçekleri… Buna rağmen tarım ise bu ülkenin kendini göstermek için yedeklerde bekletilen potansiyeli!

Melisa GÖNEN 01.03.2021

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egegundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.