Cemil Yavuz
Köşe Yazarı
Cemil Yavuz
 

EKONOMİ İÇİN DE ÇARE TAM DEMOKRASİDE

Değerli okurlar!  Ülkemiz, erken ya da zamanında olsa seçimlerine doğru, hızla ilerlemekte.  Şimdiden anlaşılıyor ki bu seçimlerle, 20 yıllık aynı iktidar dönemini artık sona erdirmekte.    Bugün, halk için en yakıcı gerçek, işsizlik, pahalılık yani ekonomidir.  Yani sokağın diliyle, geçim derdidir.  Ekonomideki ağır mı ağır tablo ortada.  Gele gele, geldik, çarptık, dayandık duvara!    20 yıla yakındır, ülkenin başında bulunan aynı iktidar var.  İktidarın ilk on yılı olan iki binlerin başlarında, dünyada çok para bolluğu var.  Çok yüksek dış borç alarak, bu para bolluğunu tepe tepe kullandı iktidar.  Ama alınan bu borçları, üretim ekonomisi için iş alanlarına, yani sanayi yatırımlarına, fabrikalara, tarıma  kullanmadılar.  TOKİ ile birlikte bu paraları daha çok inşaata yatırıp konut yaptılar.   Belli müteahhit grupları ile bol bol köprü, stat, yol yaptılar.  Ayrıca hava alanları, hastaneler ve büyük köprüleri müşteri garantisi vererek, yabancılara yaptırdılar.   Bunu bilerek ve isteyerek, böyle yapmakta da ısrarcı oldular.  Muhalefetten ve toplumdan gelen “bu inşaatların kaça yapıldığına” ilişkin ısrarlı sorulara, uyarılara hiç aldırmadılar, hep kulak tıkadılar.    Bütün bunlar yapıldı, yapıldı da; ancak sonuçta ne yeni fabrika bacaları tüttü, ne de ekonomik çark döndü.  İktidara geldiklerinde ülkenin dış borç toplamı 120 milyar dolar idi.  Yıllar su gibi akıp gitti, fakat dış borç bugün 500 milyar doları geçti.  Tabi bu borçların ödenmesi zamanı geldi; yabancı alacaklılar, kesin garantiler istedi.  Bunun yanı sıra da, üreten bir ekonomi olmayınca, içerideki talebi  karşılamak için de, ithalatımız da arttıkça artmakta.  İhracat da yeterince yapılamayınca, gerekli döviz birikmemekte kasada.   İhracatın ithalatı karşılama makas aralığı da iyice açılmakta.  Bu durumda da “cari açık” ne yazık ki artmakta ve ekonomide bir kısır döngü başlamakta.  O zaman iş de gelip, halkın cebine dayanmakta!  Bir yandan en kolayı vergiler ve durmayan zamlar artmakta.  Bir yandan da Türk Lirası’nın değeri giderek eksilip azalmakta.  Dolar bugün 9 Tl dolayında, yerinde duramamakta!  Doların yükselmesi, maliyetleri arttırmakta; maliyetler arttıkça, bu da enflasyonu arttırmakta.  İktidar, doları düşürmek için, faizlere müdahale yapmakta.  Bugün enflasyon tırmanmakta; çarşı-pazarda fiyatlar adeta el yakıp, çıldırmakta.  İktidar için yine en kolay çare, halka acı reçete olmakta.  Daha çok zam yapmakta, daha çok vergi almakta.  Kabak yine çalışanların, emeklilerin, dar gelirli halkın başına patlamakta!  Hele hele işsizlik de ocakları iyice kasıp kavurmakta!  Peki, sorun nerede?  Elbette, iktidarın yürüttüğü toplam siyasette.  Çözüm elbette tam demokraside, hukuk ve adalette.  Çözüm de elbette, yepyeni bir siyaset yürütülebilmesinde.  Bunun da yolu, ilk seçimlerde, sandıktan geçmekte.  Eskiyenin, tıkanan siyasetin yerine, yenisinin gelmesinde.    Kızmaca darılmaca da yok, bu iş böyle.  Gelirken iyi de, giderken feryat niye?  İnsanın yüzü de sözü de özü de eskir.  Bu durum iktidarlar için de geçerlidir.  Artık ekonomimiz için de, aş-iş için de;  bugünümüz ve geleceğimiz için de,  demokrasiden başka yol yoktur.  Bu gidişinde artık sonu yoktur.  Huzur ve refah demokraside.  Demokrasi için de değişimde.  Yeni parlamenter demokratik  sistemde.  Önümüzdeki ilk seçimlerde,  sandık önlerine geldiğinde,  bütün iş, millete düşmekte! Millet neylerse, güzel eylemekte!  
Ekleme Tarihi: 12 Ekim 2021 - Salı

EKONOMİ İÇİN DE ÇARE TAM DEMOKRASİDE

Değerli okurlar! 

Ülkemiz, erken ya da zamanında olsa seçimlerine doğru, hızla ilerlemekte. 

Şimdiden anlaşılıyor ki bu seçimlerle, 20 yıllık aynı iktidar dönemini artık sona erdirmekte. 

 

Bugün, halk için en yakıcı gerçek, işsizlik, pahalılık yani ekonomidir. 

Yani sokağın diliyle, geçim derdidir. 

Ekonomideki ağır mı ağır tablo ortada. 

Gele gele, geldik, çarptık, dayandık duvara! 

 

20 yıla yakındır, ülkenin başında bulunan aynı iktidar var. 

İktidarın ilk on yılı olan iki binlerin başlarında, dünyada çok para bolluğu var. 

Çok yüksek dış borç alarak, bu para bolluğunu tepe tepe kullandı iktidar. 

Ama alınan bu borçları, üretim ekonomisi için iş alanlarına, yani sanayi yatırımlarına, fabrikalara, tarıma  kullanmadılar. 

TOKİ ile birlikte bu paraları daha çok inşaata yatırıp konut yaptılar.  

Belli müteahhit grupları ile bol bol köprü, stat, yol yaptılar. 

Ayrıca hava alanları, hastaneler ve büyük köprüleri müşteri garantisi vererek, yabancılara yaptırdılar.  

Bunu bilerek ve isteyerek, böyle yapmakta da ısrarcı oldular. 

Muhalefetten ve toplumdan gelen “bu inşaatların kaça yapıldığına” ilişkin ısrarlı sorulara, uyarılara hiç aldırmadılar, hep kulak tıkadılar. 

 

Bütün bunlar yapıldı, yapıldı da; ancak sonuçta ne yeni fabrika bacaları tüttü, ne de ekonomik çark döndü. 

İktidara geldiklerinde ülkenin dış borç toplamı 120 milyar dolar idi. 

Yıllar su gibi akıp gitti, fakat dış borç bugün 500 milyar doları geçti. 

Tabi bu borçların ödenmesi zamanı geldi; yabancı alacaklılar, kesin garantiler istedi. 

Bunun yanı sıra da, üreten bir ekonomi olmayınca, içerideki talebi 

karşılamak için de, ithalatımız da arttıkça artmakta. 

İhracat da yeterince yapılamayınca, gerekli döviz birikmemekte kasada.  

İhracatın ithalatı karşılama makas aralığı da iyice açılmakta. 

Bu durumda da “cari açık” ne yazık ki artmakta ve ekonomide bir kısır döngü başlamakta. 

O zaman iş de gelip, halkın cebine dayanmakta! 

Bir yandan en kolayı vergiler ve durmayan zamlar artmakta. 

Bir yandan da Türk Lirası’nın değeri giderek eksilip azalmakta. 

Dolar bugün 9 Tl dolayında, yerinde duramamakta! 

Doların yükselmesi, maliyetleri arttırmakta; maliyetler arttıkça, bu da enflasyonu arttırmakta. 

İktidar, doları düşürmek için, faizlere müdahale yapmakta. 

Bugün enflasyon tırmanmakta; çarşı-pazarda fiyatlar adeta el yakıp, çıldırmakta. 

İktidar için yine en kolay çare, halka acı reçete olmakta. 

Daha çok zam yapmakta, daha çok vergi almakta. 

Kabak yine çalışanların, emeklilerin, dar gelirli halkın başına patlamakta! 

Hele hele işsizlik de ocakları iyice kasıp kavurmakta! 


Peki, sorun nerede? 

Elbette, iktidarın yürüttüğü toplam siyasette. 

Çözüm elbette tam demokraside, hukuk ve adalette. 

Çözüm de elbette, yepyeni bir siyaset yürütülebilmesinde. 

Bunun da yolu, ilk seçimlerde, sandıktan geçmekte. 

Eskiyenin, tıkanan siyasetin yerine, yenisinin gelmesinde. 

 

Kızmaca darılmaca da yok, bu iş böyle. 

Gelirken iyi de, giderken feryat niye? 

İnsanın yüzü de sözü de özü de eskir. 

Bu durum iktidarlar için de geçerlidir. 

Artık ekonomimiz için de, aş-iş için de; 

bugünümüz ve geleceğimiz için de, 

demokrasiden başka yol yoktur. 

Bu gidişinde artık sonu yoktur. 

Huzur ve refah demokraside. 

Demokrasi için de değişimde. 

Yeni parlamenter demokratik 

sistemde. 

Önümüzdeki ilk seçimlerde, 

sandık önlerine geldiğinde, 

bütün iş, millete düşmekte!

Millet neylerse, güzel eylemekte!

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egegundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.