EGE GÜNDEM GAZETESİ

HASTALIĞA TERK EDİLEN İŞÇİLER

HASTALIĞA TERK EDİLEN İŞÇİLER
MELİSA GÖNEN
MELİSA GÖNEN( mel8279.gonen@gmail.com )
1.394 views
08 Ocak 2020 - 13:17

Herkes yeni yıla ne güzel dileklerle başladı. Mutluluk, umut, huzur, sağlık, başarı…. Oysa yeni yılın henüz ikinci günündeyken izlediğim haber bültenindeki bir haber şu mesajı veriyordu: Sağlığımız da yaşama hakkımızda… Bize ait olan bu değerler bize çok uzak! Belki sizler de dinlediniz o haberi… Arkadaşınızla sohbet ederken ya da ailenizle, her nerede ve kimlerle izlediyseniz eminim ki o dakikalarda benzer duygular etrafında birleştik.
Yer, Aydın’ın Çine ilçesindeki maden işletmelerinden biriydi. Evet, sadece biri… Daha yüzlerce işletme var ülkemizde: Usulsüz çalışan, işçisini sömüren ve can güvenliğini sağlamayan… Daha nicesini işletiyor tek derdi para olanlar… Böyle şartlarda ekmek paralarını kazanmak için çalışıyor nice işçi. Dünyanın iki yüzü işte.
Haber bültenindeki o habere dönelim: Seslerini duyurmaya çalışan birkaç maden işçisi yakalandıkları hastalık sebebiyle işten atıldıklarını ifade ediyorlar. Silikozise yakalanmışlar. Çok tehlikeli bir akciğer hastalığı olan silikozis; kuvars, feldspat gibi madenlerden çıkan tozlara maruz kalındığı için akciğerlerde tahribata yol açıyormuş. 6 ayda bir sağlık taramasından geçirilen işçilerin sağlıklarının önemsenmesinden ziyade güdülen amaç: Patronların olası bir sağlık sorunu ihtimalinden kaçış bileti sağlamakmış.
Anlayacağınız biletlerden biri haktan adaletten anlamayanın kendi karanlığında saklanması için kesiliyor. Diğer bilet ise işçinin işine kesilen bilet oluyor. Bu biletleri kimin kestiği belli ama hangi hakla(!) kesiyor, o bilinmiyor.
Haberde yer alan işçiler hayatlarının güvencesinin- işveren tarafından sağlanmayan- bir maskeye bağlı olduğunu da söylüyorlar. Anladığım kadarıyla bu maske çalışma esnasında zararlı tozları filtreliyor ama o maskeler insan sağlığı üzerinden bile kâr elde etmeye çalışan işverenler yüzünden işçilere sağlanmıyor. İşçiler sağlık taramalarının sonuçlarını bile göremiyorlar. Çeşitli bahanelerle işten atıldıklarında ve başka bir işe başvurduklarında hasta olduklarını öğreniyorlar. Kendi hayatları kendilerinden saklanıyor yani!
İşçilerden biri henüz 42 yaşında. Hastalık sebebiyle ne hale geldiğini, hastalığın çaresizliğini ve tedavisinin zorluğunu anlatıyor. Hastalığın bir etkisi olan yaşlanmış yüzünden iki damla yaş akıyor, ağzından dökülen kelimeler ailesini, işsizliği, çocuklarını bir çırpıda söylüyor. Henüz çok genç olduğunu ama bu hastalık sebebiyle adeta ölümü beklediğini ve ihtiyar insanlar gibi göründüğünü söylüyor. Çocuklarının olduğunu söylüyor, bir baba olarak bu çaresizlikte bile onlar için yaşıyor, onların kaygısıyla daha da üzülüyor. Nasıl bir çaresizliğin içinde olduğunu tarif edemem, inanın. Sadece cevabını bildiğim halde şunu sorabilirim: Bu tablo dünyayı karanlığa gömmeye, tüm vicdanları, umut dileklerini hiçe saymaya yetmez mi?
Haberi izledikten sonra… Bu nasıl bir düzen diye sordum, anlayamadım. Kazanç uğruna görmezden gelinen insan hayatlarının piyon olarak kullanıldığı bir oyun, binlerce oyun dünyanın gerçeği miydi? Evet, bu oyunlara rağmen dönüyordu dünya. Birçok kez gördüğümden, duyduğumdan, yaşadığımdan aşinaydım böyle oyunlara. Ne denebilir ki onlarca insanı piyon olarak kullananlara? Sis perdesi kaplamış vicdanlarına sadece işçiler seslense, sesleri kelimesi kelimesine ulaşır mı onlara? Nerede işçilerin bu koşullarda yaşadığını duyan ama görmezden gelenler, neden yok haksızlığın peşine düşenler. Nerede insanı yüceltip oy toplamaya çalışırken vaatlerini arka arkaya sıralayan ama sosyal haklarımızdan bir haber olan siyasetçiler?
Şimdi yeniden dilek dilesek, bir umuttur peşinden koşsak; ağzımızdan dökülecek kelime yine sağlık, hep sağlık.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

UA-76219985-1