EGE GÜNDEM GAZETESİ

EĞİTİMİN TANIMI BİZDE FARKLI

EĞİTİMİN TANIMI BİZDE FARKLI
MELİSA GÖNEN
MELİSA GÖNEN( mel8279.gonen@gmail.com )
2.799 views
09 Aralık 2019 - 21:49

AİLELER ÇOCUKLARIN HAYATINI ŞEKİLLENDİRİR!
Merak bir çocuğun en büyük meşgalesidir. Hiç tanımadığı bir dünya görür nereye baksa. Öğrenmek, öğrenmek için yapılır onun hayat felsefesinde. Onun gözünde öğrenmenin başkalarına hizmet eden bir yanı yoktur. Etrafında dolaşan insanlar çocuğa onun neyi, nasıl öğrendiğine bakarak bir etiket yapıştırır.Çok hızlı öğreniyorsa ya da sayıları ona kadar sayıyorsa çok zekidir; ilgisi ‘gereksiz’ şeylerdeyse şayet ardı arkası aranmaz bu ilginin.Yaptığı şeylerin kaynağı yetenek mi, sevgi mi diye sorulmaz çoğu zaman.Sayıları ona kadar sayması yaptığı bir resimden daha çok takdir hakeder.(!) İşte böyle başlar binlerce ailede eğitim. Çocuğun her adımının değeri geleceğe yönelik tartılıp, değerlendirilir. Nereye uçacağını çok iyi bilen çocuğun seçtiği pencerenin ışığı kesilir, kapanır önü. Doktor mühendis olmak üzere uçmayı seçmezse kanatları kesilir.Çocuklar hayal etmeye yatkındır, peki neden hepsinin dilinde doktor,öğretmen olmak sayıklanır ? Çünkü çocuklar toplum neyi kabul ederse onunla yüz yüze gelir.

BEŞ ŞIKTAN İBARET BİLİM OLMAZ!
Eğitim önce ailede başlar sonra kurumlaşır.Çocuklar okula tüm renkleri sarıp sarmalayarak ve en güzelinden kitapların ne anlatacağını bilmeden başlarlar. Onları duydukları, öğrendikleri şeylerin yanına eklenecek yepyeni bilgiler endişelendirir. Endişe ise her zaman korku değildir ve okul yılları değişik duygular çemberinde başlar.Onlara göre okul öğrenmek için gidilen bir kurum olmanın yanında tanımında araştırmayı, sporu, sanatı, bilimi seven gençler yetiştirmek amacını da taşıyandır.Peki günümüzde beş şıktan ibaret olan ve en çok doğruyu bulanın başarılı olduğu test mantığı bu amaca hizmet edebilir mi ? Okumayı anlamadan ve kitap okumadan birkaç şık arasında dönüp duran, matematiğin kökenlerini bilmeden ezberlediği kadar matematik yapabilen eğitim kurbanları geleceğin bilimine temel oluşturmak için yetiştirilmiyor.Matematik bilimcileri tanımadan, onun ortaya attığı teoremlerle mantık kurmaya çalışmak bizi a noktasından b noktasına götürür ama iyi bir gelecek için sağlam mesleki yöntemler kullanmaya izin vermez.Doğaya yabancı nesiller oturduğu sıradan nasıl fen bilimlerini anlayabilir? Yaşadığı toplumun edebiyatçılarını tanımayan öğrenciler edebiyatı mı sevsin?
Dünyayı yakından takip edelim ve istatistiklerde eğitimde bizlere fark atan ülkelerin eğitim yöntemlerini inceleyelim. Onların eğitim için yarattığı fırsatları değerlendirelim. Eğitim öyle bir köşede durmasın artık, daha ezberci eğitimin dar kalıplarına hapsedilmemiş nesilleri kurtaralım.Yıllardır bu sistem içinde kaç öğrenci heba oldu bunu hesap etmeyenler, eğitime yapacakları harcamayı nasıl hesap ediyor? Bu soru beni düşündürüyor.

GÖZ DOYURAN DEĞİL KARIN DOYURAN YATIRIMLAR GEREKLİ!

Yıllardır “ezberci eğitim” deniyor ama bazıları bunu sadece duyuyor, siz gelin bir de bunu her gün yaşayan öğrencilere sorun.Birileri bunu duyuyor birileri yaşıyor, var mı ötesi? Yorum yapamayan, bir konu hakkında düşünüp fikir üretemeyen gençler bu ülkeye hizmet edemez. Bu durum sadece bir adım geri attığımız günlerin çoğalmasını isteyenleri sevindirir. Sadece okul, ev ve dershaneler arasında mekik dokuyan öğrencilere hayatın bu döngüden ibaret olmadığını gösterecek yatırımlar sağlanmalı. Öğrencilerin düşünmeyi teşvik eden film ve belgesel izleyebilecekleri, kitap okuyabilecekleri, sanatsal etkinliklerde bulunabilecekleri, spor yapabilecekleri çok fazla alan gerekli. Açılmasını beklediğimiz bu alanlar tiyatroya, sinemaya gidemeyen, sporun çeşitli dallarını sadece televizyonda izleyip öğrenen binlerce öğrenci ve eğitimci için gerekli.Belki de tek meşkalesi teknoloji olan çocukların çalacağı tek kapı telefon gibi cihazlar olmuştur. Eğitim söz konusuysa para değil devlet çocuk için en doğru kapıyı açmalıdır.
Sizlere geçen günlerde yaşadığım ve anlattıklarıma özet olacak bir olayı anlatacağım:

Üniversitede bir dersimiz var, o dersin sınavı geldi çattı. Dersin hocası sınavdan önce birkaç uyarıda bulundu. Sınav klasik olacak ve kesinlikle onun cümlelerini kullanmamızı istemiyor. Sınav yorum üzerine olduğu için derste işlediğimiz veya işlemediğimiz şeyler de sorumluluğumuz dahilinde.Hal böyle olunca ve beş şıktan ibaret olan düşünme alanı genişleyince insan biraz korkuyor.Sınav anında ise herkeste korku seziliyor ama daha başka sınavlarda olan o endişe, titreme hali yok. Endişeli değildik çünkü aklımızda olanı unutmak gibi bir durum söz konusu değil, ezber yapmamızı gerektirecek bir sınav değildi.Korkuyorduk çünkü nasıl yorum yapılır tam olarak emin değildik.Böyle duygular içindeyken birçok cümle geçti aklımdan, hepsini topladım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.
***
İşte biz böyle çelişkiler içinde var olmaya çalışan, yıllarca topladığımız bilgileri taşımaktan hantallaşmış ama onları hayatımıza uygulamayı başaramamış gençleriz.Ama hala o meşhur sorunun “Bu bilgi nerede işimize yarayacak hocam?” cevabını bulmak, başarmak, farklı olmak ve farkında olmak için sesini yükseltenler var.O sesler kesilmeden önce eğitim önceliğimiz olmalı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

UA-76219985-1