Balıkesir Haber Girişi: 12.03.2021 - 02:55, Güncelleme: 01.01.1970 - 02:00

Ayvalıklı kadınlar meydandaydı

 

Ayvalıklı kadınlar meydandaydı

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık 8 Mart Kadın Platformu bünyesindeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcisi kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle ilçe merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi.
Gaye Su Akyol'un, ‘ Kendimin efendisiyim ben’ müziği eşliğinde İlayda Engin’in büyük beğeni toplayan dans gösterisi ve kadın emekleri sergisinin de açıldığı etkinlikte yaptıkları basın açıklamasıyla seslerini duyurmaya çalışan kadınlar,  kadın cinayetlerine de sert tepki gösterdi. Platform üyesi Zehra Tanrıverdi ile Sevtap Oran tarafından dönüşümlü olarak yaptıkları basın açıklamasında kadınlar yaptıkları açıklamada;  “Sokakları, meydanları dolduran milyonlarca kadının sesine, biz de Ayvalık’tan ses vermek için bir araya geldik.  Bugün, 164 yıl önce Amerika’da bir tekstil fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçi kadınları anıyoruz. Bugün, dünyanın her yerinde, ayrımcılığa, erkek şiddetine, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara karşı mücadele ederken kaybettiğimiz kadınlara saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.  Bugün, kadın hakları için verdiğimiz tarihsel mücadeleyi, direnişimizi, başarılarımızı coşkuyla kutlamak için meydanları doldurduk” dediler. Dünya’nın bir yıldır Kovid-19 salgınıyla mücadele ettiğinin anımsatıldığı açıklamada, “Salgın süresince eve kapatılan kadınların, evlendirilen, istismar edilen kız çocuklarının, çalışan kadınların, anne olanların, bekâr ve yalnız kadınların iş yükü daha da arttı. Yoksulluk, taciz, tecavüz, şiddet sardı dört biryanımızı.  Biz kadınlar evde, işte, sokakta, hatta mahpuslarda kendimiz ve çocuklarımız için daha da endişelendik. Ama bize dayatılan ‘ makul ve makbul olmalısınız’ tavsiyelerini, hayatın her alanında elimizin tersiyle iterek kadın dayanışmasını güçlendirdik. Pandemi boyunca kadın dayanışmasıyla birbirimizin çaresi olduk, birbirimizden güç aldık, kadın dayanışmasını büyüttük. Tutsak edilmeyle, çıplak aramalarla; erkek-devlet şiddetiyle sinmedik. Hayatın her alanında, her biçimiyle mücadele eden biz kadınlar, bizlere dayatılan kuşatmalara boyun eğmedik. Sömürünün ve erkek şiddetinin karşısında, hayatlarımızı ve haklarımızı savunmaktan, ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ demekten asla vazgeçmedik. Gelin hep birlikte ülkemizin karnesine bir bakalım: son bir yılda ülkemizde 300 kadın erkek şiddetiyle katledildi, 171 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Günde en az 3 kadının öldürüldüğü Türkiye’de “cins kırım var” diye haykırıyoruz. Bir kez daha buradan sesleniyoruz. Peki duyan var mı? Ne yazık ki hayır. Mevcut yasaları uygulamak yerine, kadınların kazanılmış haklarına utanmadan göz dikiliyor, kadınların anayasası olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin çekilmesi isteniyor. Ama şiddet artıp, siyasi ve ekonomik darboğaz dayatınca İnsan Hakları Acil Eylem Planı açıklanıyor. Avrupa Birliği tarafından fonlandığı ileri sürülen, LGBT bireyleri yok sayan bu insan hakları eylem planında kadınları ilgilendiren 5 madde olduğu görülüyor. Ancak, bu maddeler, 7 yıl önce aynı irade tarafından imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nde zaten var.  Biz kadınlar, yasa yapıcı ve uygulayıcılara bir kez daha sesleniyoruz;  kadın haklarını yeniden keşfetmenize gerek yok, kadınların anayasası olan İstanbul Sözleşmesini uygulayın” talebinde bulundular. Son 10 yılda, 195 ülke içinde özgürlüklerin en çok gerilediği 2. ülkenin Türkiye olduğunu savunan kadınlar, “Birincisini merak edenler, Angola’dan iyi olduğumuza sevinebilir. Ancak, bu sıralamaya bakıp da bütün özgürlüklerin kısıtlandığı sonucuna varmayın sakın. Biz değil, devletin verileri söylüyor, kadına şiddet uygulayanlar, çocuk istismarcıları güvende ve özgür. 2020 yılında kadına şiddet uygulayan 711 failden sadece 54 erkek tutuklandı. Son 10 yılda 250 bin çocuk istismara uğradı. 2002’den bu yana 440 bin kız çocuğu doğum yaptı.2019’daTürkiye’de “Cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 49 bin den fazla dava açıldı, bu davaların 22 binden fazlası çocuklara yönelik cinsel istismar suçuydu.  8 Mart dünya kadınlar günü nedeniyle, ‘Toplumsal dokumuzla ahenkli, milli benliğimizi merkeze alan yaklaşımla ilerlemeye devam edeceklerini’ açıklayanlara, erkek egemen zihniyetle siyaset yapanlara sesleniyoruz: Daha iki gün önce 92 yaşındaki yaşlı bir kadına tecavüz edildi ve öldürüldü. Samsun’da bir kadın sokak ortasında öldüresiye dövüldü. Kadınlar gününü kutlamak için sokaklara çıkan kadınlar yaka paça polis şiddetine maruz kaldı. Bu ülke kadınlar için bir cehennem... Biz eşit ve özgür olduğumuz, baskı, şiddet ve ayrımcılığa uğramadığımız, huzurla ve umutla dolu bir hayat yaşamak istiyoruz. Kendi hayatımıza, bedenimize ve emeğimize sahip çıkma gücü ile her alanda isyan ediyoruz.” denildi.   TALEPLERİNİ SIRALADILAR Yaptıkları açıklamada taleplerinin açık ve net olduğunu vurgulayan kadınlar, “ Bu taleplerimizden vazgeçmeye de niyetimiz yok. Bu bağlamda,  kadınları şiddete karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa eksiksiz uygulansın. Kadınlara ve LGBTİ+ lara yönelik her türlü baskıya, ayrımcılığa şiddete son verilsin. 7/24 çalışacak etkin bir Alo Şiddet Hattı, her 100 bin nüfusa en az bir sığınak ve her ilçeye kadın danışma evi açılsın. ‘Laikliğin’ kadınların kırmızıçizgisi olduğunu herkes aklına kazısın. Değil yok etmek,  yan gözle bile bakmaya kalkışılmasın. Tüm yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet hayata geçirilsin. Yerelden başlayarak, siyasette ve medyada kullanılan cinsiyetçi, eril söylemlere derhal son verilsin. Kimliğine, siyasi görüşüne bakılmaksızın, kadınların bedeni üzerinden, cinsiyetçi söz söyleyenlere yaptırım uygulansın. Okullardan başlayarak tüm kamuda,ve yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın adımları derhal atılsın, bu yönde plan, proje ve bütçe oluşturulsun. Kadın üniversitesi projesiyle, kadınları toplumsal hayattan uzaklaştırmak yerine,  özerk üniversitelerle bilimin, özgür ve eşit eğitimin önü açılsın. Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığa, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilsin. ‘Kürtaj hakkının’ kullanımını engelleyen uygulamalara derhal son verilsin. Bütün kadınlara güvenli ve parasız kürtaj, regl döneminde de ücretli izin olanağı sağlansın. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımını kamusal hizmet olarak sunacak, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikalar, yerel yönetimlerden başlayarak uygulansın. Çocuklarımız için ücretsiz mahalle kreşleri açılsın. Kız çocuklarını eğitimden, yaşamdan koparan, çocuk yaşta evliliklerin artmasına yol açan 4+4+4 eğitim sistemi iptal edilsin.  Biz kadınlar bu taleplerimizin takipçisi olacağız. Siyasette, sokakta, evde, işte, hayatın her alanında varız, bir aradayız, güçlüyüz. ‘Bir gün değil her gün 8 Mart, her gün mücadele’ kararlığı ile gökkuşağının tüm renkleriyle yan yana durmaya, kadın dayanışmasını güçlendirmeye, her fırsatta taleplerimizi seslendirmeye devam edeceğiz.  Kadın cinayetlerinin failleri dışarıda gezerken, erkek devlet ‘makbul kadının’ sınırlarını çizerken, bizler yaşam mücadelesi verdiğimiz için asla utanmayacağız, asla aşağıya bakmayacağız” ifadelerini kullandılar. Ayvalık 8 Mart Kadın Platformu’nun gerçekleştirdiği etkinlik,  8 Mart ve erkek egemenliğine karşı atılan sloganlarla sona erdi. SUAT SALGIN (AYVALIK)  
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Ayvalık 8 Mart Kadın Platformu bünyesindeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcisi kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle ilçe merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi.

Gaye Su Akyol'un, ‘ Kendimin efendisiyim ben’ müziği eşliğinde İlayda Engin’in büyük beğeni toplayan dans gösterisi ve kadın emekleri sergisinin de açıldığı etkinlikte yaptıkları basın açıklamasıyla seslerini duyurmaya çalışan kadınlar,  kadın cinayetlerine de sert tepki gösterdi.

Platform üyesi Zehra Tanrıverdi ile Sevtap Oran tarafından dönüşümlü olarak yaptıkları basın açıklamasında kadınlar yaptıkları açıklamada;  “Sokakları, meydanları dolduran milyonlarca kadının sesine, biz de Ayvalık’tan ses vermek için bir araya geldik.  Bugün, 164 yıl önce Amerika’da bir tekstil fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçi kadınları anıyoruz. Bugün, dünyanın her yerinde, ayrımcılığa, erkek şiddetine, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara karşı mücadele ederken kaybettiğimiz kadınlara saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.  Bugün, kadın hakları için verdiğimiz tarihsel mücadeleyi, direnişimizi, başarılarımızı coşkuyla kutlamak için meydanları doldurduk” dediler.

Dünya’nın bir yıldır Kovid-19 salgınıyla mücadele ettiğinin anımsatıldığı açıklamada, “Salgın süresince eve kapatılan kadınların, evlendirilen, istismar edilen kız çocuklarının, çalışan kadınların, anne olanların, bekâr ve yalnız kadınların iş yükü daha da arttı. Yoksulluk, taciz, tecavüz, şiddet sardı dört biryanımızı.  Biz kadınlar evde, işte, sokakta, hatta mahpuslarda kendimiz ve çocuklarımız için daha da endişelendik. Ama bize dayatılan ‘ makul ve makbul olmalısınız’ tavsiyelerini, hayatın her alanında elimizin tersiyle iterek kadın dayanışmasını güçlendirdik. Pandemi boyunca kadın dayanışmasıyla birbirimizin çaresi olduk, birbirimizden güç aldık, kadın dayanışmasını büyüttük. Tutsak edilmeyle, çıplak aramalarla; erkek-devlet şiddetiyle sinmedik. Hayatın her alanında, her biçimiyle mücadele eden biz kadınlar, bizlere dayatılan kuşatmalara boyun eğmedik. Sömürünün ve erkek şiddetinin karşısında, hayatlarımızı ve haklarımızı savunmaktan, ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ demekten asla vazgeçmedik. Gelin hep birlikte ülkemizin karnesine bir bakalım: son bir yılda ülkemizde 300 kadın erkek şiddetiyle katledildi, 171 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Günde en az 3 kadının öldürüldüğü Türkiye’de “cins kırım var” diye haykırıyoruz. Bir kez daha buradan sesleniyoruz. Peki duyan var mı? Ne yazık ki hayır. Mevcut yasaları uygulamak yerine, kadınların kazanılmış haklarına utanmadan göz dikiliyor, kadınların anayasası olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin çekilmesi isteniyor. Ama şiddet artıp, siyasi ve ekonomik darboğaz dayatınca İnsan Hakları Acil Eylem Planı açıklanıyor. Avrupa Birliği tarafından fonlandığı ileri sürülen, LGBT bireyleri yok sayan bu insan hakları eylem planında kadınları ilgilendiren 5 madde olduğu görülüyor. Ancak, bu maddeler, 7 yıl önce aynı irade tarafından imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nde zaten var.  Biz kadınlar, yasa yapıcı ve uygulayıcılara bir kez daha sesleniyoruz;  kadın haklarını yeniden keşfetmenize gerek yok, kadınların anayasası olan İstanbul Sözleşmesini uygulayın” talebinde bulundular.

Son 10 yılda, 195 ülke içinde özgürlüklerin en çok gerilediği 2. ülkenin Türkiye olduğunu savunan kadınlar, “Birincisini merak edenler, Angola’dan iyi olduğumuza sevinebilir. Ancak, bu sıralamaya bakıp da bütün özgürlüklerin kısıtlandığı sonucuna varmayın sakın. Biz değil, devletin verileri söylüyor, kadına şiddet uygulayanlar, çocuk istismarcıları güvende ve özgür. 2020 yılında kadına şiddet uygulayan 711 failden sadece 54 erkek tutuklandı. Son 10 yılda 250 bin çocuk istismara uğradı. 2002’den bu yana 440 bin kız çocuğu doğum yaptı.2019’daTürkiye’de “Cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 49 bin den fazla dava açıldı, bu davaların 22 binden fazlası çocuklara yönelik cinsel istismar suçuydu.  8 Mart dünya kadınlar günü nedeniyle, ‘Toplumsal dokumuzla ahenkli, milli benliğimizi merkeze alan yaklaşımla ilerlemeye devam edeceklerini’ açıklayanlara, erkek egemen zihniyetle siyaset yapanlara sesleniyoruz: Daha iki gün önce 92 yaşındaki yaşlı bir kadına tecavüz edildi ve öldürüldü. Samsun’da bir kadın sokak ortasında öldüresiye dövüldü. Kadınlar gününü kutlamak için sokaklara çıkan kadınlar yaka paça polis şiddetine maruz kaldı. Bu ülke kadınlar için bir cehennem... Biz eşit ve özgür olduğumuz, baskı, şiddet ve ayrımcılığa uğramadığımız, huzurla ve umutla dolu bir hayat yaşamak istiyoruz. Kendi hayatımıza, bedenimize ve emeğimize sahip çıkma gücü ile her alanda isyan ediyoruz.” denildi.

 

TALEPLERİNİ SIRALADILAR

Yaptıkları açıklamada taleplerinin açık ve net olduğunu vurgulayan kadınlar, “ Bu taleplerimizden vazgeçmeye de niyetimiz yok. Bu bağlamda,  kadınları şiddete karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa eksiksiz uygulansın. Kadınlara ve LGBTİ+ lara yönelik her türlü baskıya, ayrımcılığa şiddete son verilsin. 7/24 çalışacak etkin bir Alo Şiddet Hattı, her 100 bin nüfusa en az bir sığınak ve her ilçeye kadın danışma evi açılsın. ‘Laikliğin’ kadınların kırmızıçizgisi olduğunu herkes aklına kazısın. Değil yok etmek,  yan gözle bile bakmaya kalkışılmasın. Tüm yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet hayata geçirilsin. Yerelden başlayarak, siyasette ve medyada kullanılan cinsiyetçi, eril söylemlere derhal son verilsin. Kimliğine, siyasi görüşüne bakılmaksızın, kadınların bedeni üzerinden, cinsiyetçi söz söyleyenlere yaptırım uygulansın. Okullardan başlayarak tüm kamuda,ve yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın adımları derhal atılsın, bu yönde plan, proje ve bütçe oluşturulsun. Kadın üniversitesi projesiyle, kadınları toplumsal hayattan uzaklaştırmak yerine,  özerk üniversitelerle bilimin, özgür ve eşit eğitimin önü açılsın. Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığa, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilsin. ‘Kürtaj hakkının’ kullanımını engelleyen uygulamalara derhal son verilsin. Bütün kadınlara güvenli ve parasız kürtaj, regl döneminde de ücretli izin olanağı sağlansın. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımını kamusal hizmet olarak sunacak, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikalar, yerel yönetimlerden başlayarak uygulansın. Çocuklarımız için ücretsiz mahalle kreşleri açılsın. Kız çocuklarını eğitimden, yaşamdan koparan, çocuk yaşta evliliklerin artmasına yol açan 4+4+4 eğitim sistemi iptal edilsin.  Biz kadınlar bu taleplerimizin takipçisi olacağız. Siyasette, sokakta, evde, işte, hayatın her alanında varız, bir aradayız, güçlüyüz. ‘Bir gün değil her gün 8 Mart, her gün mücadele’ kararlığı ile gökkuşağının tüm renkleriyle yan yana durmaya, kadın dayanışmasını güçlendirmeye, her fırsatta taleplerimizi seslendirmeye devam edeceğiz.  Kadın cinayetlerinin failleri dışarıda gezerken, erkek devlet ‘makbul kadının’ sınırlarını çizerken, bizler yaşam mücadelesi verdiğimiz için asla utanmayacağız, asla aşağıya bakmayacağız” ifadelerini kullandılar.

Ayvalık 8 Mart Kadın Platformu’nun gerçekleştirdiği etkinlik,  8 Mart ve erkek egemenliğine karşı atılan sloganlarla sona erdi.

SUAT SALGIN (AYVALIK)

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve egegundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.