EGE GÜNDEM GAZETESİ

GÖNÜL AĞACIMDAKİ FRANZ KAFKA

GÖNÜL AĞACIMDAKİ FRANZ KAFKA
MELİSA GÖNEN
MELİSA GÖNEN( mel8279.gonen@gmail.com )
18 views
16 Şubat 2017 - 11:05

Edebiyat ne kadar ilginç bir sanat dalı ki kelimeler yazarın duygularıyla ve yaşamındaki birçok kırıntıyla oluşan harçla yazar tarafından bir duvar haline getiriliyor.Bazen okuduklarımız öyle dokunuyor ki ,gönül ağacımız kelimelerden oluşan duvarın boyunu bile geçip göklere ulaşıncaya kadar kök salıyor içimizde.Kelimelerin bize anlattıkları kapalı bir kutu gibi kitabın içinde bir yerlerde saklanıyor.İşte gönül ağacımın kök salmasını sağlayan yazarlardan Franz Kafka ‘dan bahsedeceğim.öncelikle yazarın kitaplarına da yansıttığı yaşamının yazarın iç dünyamızda nasıl bir etki yarattığını hissetmek için onun dünyasını ve yaşamış olduğu hayatı da bilmeliyiz.

Kafka 3 temmuz 1883’te Prag Avusturya-Macaristan da doğmuştur. Modern dünya edebiyatının ikonik ve özgün yazarlarından biridir. Yazıları,1912 yılından itibaren yayımlanmaya başlamıştır.Kafka tüm eserlerini almanca yazmıştır.Kafka modernist yazar olarak görülmektedir.Eserlerinde özgürlük,yabancılaşma,suç ve sorumluluk konularını işlemiştir.Kafka’nın duygusal deneyimleri ve aile ilişkilerine eserlerinde sıklıkla rastlanır.Özellikle bu durum günlük ve mektup türlerinde sıkça yer bulmuştur.Hayatı boyunca 7 tane kitap yazmıştır.Bunların dışında 3 tamamlanmamış roman ve birçok mektup ve günlüğü ondan geriye kalmıştır.Sadece yarım kalanları değil çok önemli romanlarından olan Dönüşüm,Dava ve Şato’yu da şuan okuyabiliyorsak Kafka’nın en yakın arkadaşı Max Brod sayesindedir.Çünkü Kafka arkadaşından kendisi öldükten sonra tüm eserlerini yakmasını istemiştir iyi ki arkadaşı Kafka’nın söylediklerini yapmamış çünkü Kafka’nın büyük bir mimarlıkla tek tek işlediği büyük kelime duvarlarına sahip ve içinde her türlü duyguyu barındıran kitapları gri küle dönüşüp hayatımızda yer almayacaktı.

Farklı duygularla sarmalanmış hayatını her dokunuşta Kafka’nın kitaplarında hissedebilirsiniz. Kafka’nın sevgilisi Milena Jesenska ile arasındaki aşk tek kelime ile yalnızlık olarak açıklanabilir çünkü;aşklarında hasret ve ayrılığı giyen Milena ve Kafka’nın birbirlerine yazdığı mektuplar gri küller gibi savrulmuştur.Kafka kendinden 12 yaş küçük ve evli olan Milena ile imkansız bir aşk yaşadığını aşkın gerçekliğine olan korkularını ve şüphelerini açıkça mektuplarında belirtmiştir.Bu mektuplar edebi açıdan çok değerlidir.Milena Kafka’nın almanca yazdığı eserlerini çek diline çevirmek istemiştir ve mektuplaşma böylelikle başlamıştır ilk zamanlarda dostça olan mektuplar zamanla farklı duygularla kaleme alınsa da her zaman mesafe kalem ile işlenmiş duvar olmuştur.Zaten kendisi de çevirmenlik ve yazarlık yapan Milena ile Kafka arasında uzun yıllar mektuplaşmalar sürmüştür.Kafka derin öksürük nöbetlerine tutulduğu zamanlara Milena’nın sebep olduğunu düşünür ve ondan ayrılır.Aslında bu vazgeçiş değil her zaman Milena’ya duyduğu imkansızlığın aşka düşürdüğü gölgedir.

Kötü bir çocukluk dönemi geçiren Kafka’nın babası kocaman bir taşı kaldırabilen süper kahraman değildi.Kafka babasının yüreğindeki kocaman taşın altında ezilen bir çocuk olarak yaşadı.Çünkü Kafka’nın üzerinde babasının oluşturduğu kocaman bir baskı söz konusuydu.Bu baskı onun çocukluk yıllarından eğitim hayatına kadar sürdü.Ailenin diğer üyelerinden olan anne ise babanın değer yargılarını ve düşüncelerini kabullenmişti.Babanın düşüncelerini değiştirebilecek güçte değildi.Babasından asla korkmayan Kafka kalbindeki süngerin babasına karşı oluşan nefreti tüm gücüyle emmesine engel olamadı ve babasına daima mesafeli yaklaştı.Birçok eserde baba karakterlerini ailenin reisi ve baskıcı olarak inşa etmiş olan Kafka’nın bu tasvirini dönüşüm kitabında gözler önüne serdiğini görebiliriz. Bu kitaptan sonuç olarak ;hayatın kargaşasında aile bağlarının körleştiğini ve ailedeki bireylerin hayatta ne kadar küçük bir yeri olduğunu çıkardığım Dönüşüm kitabını tüm okurlarıma tavsiye ediyorum.Gregor’un böceğe dönüştüğü bu kitapta işe yaramayan biri olarak anlatılmasıyla bağlantılı olarak Kafka’nın hayatında sürekli kırık aynaya bakarak kendini eleştiren bir kişi olmasından dolayı Gregor’un oluştuğunu düşünüyorum. Babasının onun üzerinde yarattığı baskı Kafka’nın kendi kendisini eleştirmesine ve zamanla kendinden nefret eden biri haline gelmesine neden olmuştur.Zamanla içinde kurduğu ve bakmaktan kendini alamadığı kırık aynalar Kafka’nın eserlerine de yansımıştır. Dönüşüm kitabı kitapların yazılırken mürekkeple değil duyguyla yazıldığının en açık göstergesidir!
Okuduğunuz her kitabın gönül ağacınızda meyve vermesi dileğiyle…
MELİSA GÖNEN

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

UA-76219985-1