11 Mart 2019 Pazartesi, 11:10
Serdar TOPRAKTEPE
Serdar TOPRAKTEPE susurluk10@gmail.com Tüm Yazılar

KATILIMCI BELEDİYECİLİK, BİRLİKTE YÖNETİM…

 

Yerel seçim sürecinde birçok belediye başkan adayını tanıdık.

Az çok kendilerini anlattılar, yapacaklarını bizlerle paylaştılar.

Kimisi aday oldu kimisi olamadı.

Yine de hepsini okuduk, dinledik.

Her birinin farklı söylemleri, farklı projeleri vardı.

Ama hemen hepsinin ortak bir noktası da vardı.

Hemen her biri; “Şehri beraber yöneteceğiz. Katılımcı bir belediyecilik anlayışı uygulayacağız” söylemini kullandılar.

Ve ardından eklediler; “Sorunlarınızı ben çözerim.”

 

Hem “beraber yönetim katılımcı belediyecilik” hem de “sorunlarınızı ben çözerim…”

Kulağa hoş geliyor, değil mi?

Her duyduğumda sanki ilk kez duymuş gibi heyecanlanıyorum ben de…

İşin “sorunlarınızı ben çözerim” kısmını bir başka yazının konusuna bırakıp, “katılım” ve “birlikte yönetim” söylemlerinden yola çıkalım.

 

Katılımcı belediyecilik…Birlikte yönetim…

Peki, bunun bir şehri yönetmeye talip olanlar tarafından bir lütuf gibi söylenmesi ne kadar doğru?

Zaten olması gereken bu değil mi?

Başka türlü şehir yönetmek mümkün mü?

O zaman akla şu sorular da geliyor.

Şimdiye kadar ki yönetimlerde halkın katılımı yok muydu?

Halkın oylarıyla iktidara gelen yönetimler, seçim sonrasında halkı dışlamış mıydı?

 

Bu soruların cevapları bir yana, ben böyle söylemlerin adaylarca bir vaat olarak topluma sunulmasını anlayamıyorum.

Çünkü bu olması gereken çok doğal bir durum…

Yaşamak gibi…

Özgürlük gibi…

Adalet gibi…

Herkesin eğitim görmesi gibi…

Herkese eşit davranılması gerektiği gibi…

Herkesin serbestçe dolaşması gibi…

İnsana verilmiş en doğal hak…

Bakın, ülke olarak altına imza attığımız İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21. Maddesinin 1. fıkrası aynen şöyle diyor: “Herkes, doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.”

 

Yönetime katılmak…

Yani bunu insanlık gereği sayıyor.

Yönetime katılmayı, insanlık hakkı sayıyor.

 

Nasıl ki bir adayın çıkıp, “Bu şehirde size yaşama hakkını ben vereceğim, sizin özgürlüğünüzü ben sağlayacağım” demesi anlamsızsa, katılımcı bir belediyecilik”ten söz etmesi de o derece anlamsız.

Toplumun zaten sahip olduğu bir hakkı ona geri vereceğini söyleyerek prim toplayacağını düşünenler, toplumun haklarından bile haberi olmadığını itiraf ediyorlar aslında.

Eğer sizin yönetim tarzınızda, yönetim planlamanızda böyle bir anlayış hâkim değilse zaten o şehri yönetecek donanıma sahip değilsiniz demektir.

 

Katılımcı bir belediyecilik istiyorsanız,

Birlikte bir yönetim istiyorsanız,

Bunu söylemlerle değil, göstereceğiniz yönetim anlayışınızla, uygulayacağınız politikalarla sağlayacaksınız…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Powered by MOYWEB