BÜYÜKDERE’DE KIZTAŞI EFSANESİ

31 Ağustos 2018 Cuma, 16:10

 

Havran İlçesinin tek beldesi olan Büyükdere’nin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemesine rağmen Fatih Sultan Mehmet’in körfeze gelişiyle Tersaneler ve Gemi Sanayisinde ki gelişmelere paralel bu beldenin de yerleşime açıldığı bilinmektedir.

Bu günkü yerleşimin iki kilometre üzerinde iki mahalle halinde yerleşime açılan Dere-i Kebir Köyü sık sık sel baskınlarına uğrayınca Aksakal ailesi ilk kez bu günkü Büyükdere Beldesindeki düz alana gelip yerleşirler, sonra diğer mahallede buraya taşınıp yerleşirler ve Büyükdere Köyü oluşur.

Yüzyıllardır Edremit Körfezi üzerinden ve denizden gelen yolcu ve malzemelerin Anadolu’ya geçiş yolu olan ipek yolu üzerinde bulunan bu bölgenin topluluklarına sürekli acılar getirdi.

Bu bölgede göçebe olarak yaşayan Yörük oymakları 1700 ve 1876 yılları arasında yerleşime zorlanırlarken, 1800 lü yıllardaki Çerkez ve Çeçen göçleri, Rumeli’den 93 Harbinden gelen Muhacirlere de kucak açan Büyükdere halkı, Balkan Savaşı ve İstiklal Savaşı sonrası da Midilli ve Girit göçmenlerini de aralarına alıp onlarında yaralarını sarmıştı.

Dere-i Kebir Köyü’nün iki mahalle halkı yıllar yılı pek birbirleriyle geçinemezler ve bu yüzden aralarında sürekli dargınlıklar, kırgınlıklar olmakta.

Kuzgun Dağındaki Alaçatı ve Toplucak Tepeleri yakınlarındaki eski yerleşim yerlerindeki bir efsane bu gün bile anılmaktadır.

Eski Köyün iki tarafında oturan topluluklar arasında iletişim eksikliğinin en fazla sıkıntılarını gençler çekmektedir ve bu geçimsizliğin faturasını hep onlar ödemek zorunda kalmıştı.

KÖYÜN SEVDALISI ‘GÜZEL FATMA’NIN EFSANESİ ACI DOLUDUR.

Dere-i Kebir Köyünün en güzel ve çekici kızı Fatma, henüz 16 yaşına girer girmez köyün gençlerinden Hasan Çobanla nişanlanır.

Her iki gençte birbirlerini ölesiye sevmektedirler. Çoban Hasan ile köyün güzel kızı Fatma’nın sevdaları dillere destan olup diğer köylerde de konuşulur olmuştur.

Bir bahar günü sabahı Çoban Hasan koyunlarını otlatmak için yaylalara çıktığında, karşı mahallenin genci Mehmet ise yıllardır aşık olup, yanıp tutuştuğu güzel kız Fatma’yı kaçırmak için planlar yapmaktadır.

Ayni gün Mehmet ve arkadaşı Ali, nişanlı olmasına rağmen Fatma’yı birlikte kaçırmayı planlarını gerçekleştirmeye karar verirler.

Fatma evinden ayrılıp bahçeye doğru köyünden çıkmak üzereyken Mehmet ve arkadaşı Ali birlikte Hasan Çoban’ın nişanlısı güzel Fatma’yı kaçırırlar.

Fatma kaçırılma esnasında ne kadar bağırıp, çağırıp direndiyse de fayda etmez ve zorlada olsa dağa doğru çıkarılır.

Fatma’nın kendisini kaçıran Mehmet’e yalvarıp yakarmaları, nisanlısını deli gibi sevdiğini ve kendisine asla yar olamayacağını belirtmesine rağmen bir türlü ikna edemez.

Kendisine dokunmalarına asla müsaade etmeyen Fatma kendisini kaçıranları bırakması için ikna edememiş ve çaresiz kalmıştır.

Mehmet kendisi için kız kaçıran arkadaşı Ali ile birlikte Fatma’yı evine göndermeyi asla düşünmemektedir, çünkü o da Fatma’yı çok sevmektedir.

Bu günkü Büyükdere Kasabası kuzeyinde bulunan Kuzguncuk Taşı üzerinde birlikte karınlarını doyurup bir şeyler yemek için sofralarını kurarlar.

Akşam güneşi batmak üzeredir. Fatma artık tam anlamıyla çaresizlik yaşamaktadır, ümitleri kırılmış, savaşım gücünü kaybetmek üzeredir.

Tüm yalvarma ve ısrarlara rağmen ağzına bir lokma ekmek sokmamaktadır.

Kafasında artık buradan kurtulsa bile Çoban Hasan’a yani canı kadar sevdiği Hasan’ına dönemeyecektir.

Artık kaçırılmış ve lekelenmiştir.

Kurtulsa bile acaba Hasan kendisini kabul edebilir mi?..

Sorular beyninde çoğalır ve cevaplarını asla veremez…

Kendisini kaçıran Mehmet’i hiç sevmemekte ve asla onunla evlenmeyi kabul edemez.

Kuzguncuk Taşı yüksek ve tüm Havran ovası ile Edremit Körfezine hakim bir tepededir.

Mehmet ile arkadaşı Ali yemek yemektedirler, Fatma üzgün ve derin düşünceler yanında çaresizlik içini kaplamıştır.

Mehmet, Fatma ile evlenmenin hayallerini kurarken arkadaşı Ali ise böyle tatsız ve sevgisiz bir olayın içinde olmanın ezikliğini çekmektedir.

Akşam güneşi guruba dönüştüğü bir sırada Fatma artık kararını vererek, kendisini sevgilisi Çoban Hasan’ına temiz bir şekilde kavuşmak için Kuzguncuk Taşından aşağıya atlar, o genç ve güzel vücudu parçalanır.

Fatma dünyada kavuşamadığı canı gibi sevdiği Hasan Çoban’ına kavuşmuştur.

Hasan Çoban ise kendisini dağa taşa vurup o günden sonra ne bir gören ve nede bir haber alan olamamıştır.

Büyükdere halkı yıllarca Çoban Hasan ile Fatma’nın sevdaları ve aşkları yanı sıra kaçırılma olaylarını sürekli sorguladı ve bu acı efsane dillerden dillere dolaştı.

Büyükdere halkı insanların sevgi ve sevdalarına dokunulmaması dileğiyle sürekli olarak Kuzguncuk Taşından geçerken bu efsaneyi dilden dile anlatmaya devam etmekteler. Enver DOLGUN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Powered by MOYWEB