ARABIN KAHVESİ VE ÇİFTE ÇINARLAR

01 Ağustos 2018 Çarşamba, 11:15

 

Edremit’e bağlı Havran nahiyesinin Şekveren Köyünün Balıkesir Şosesine bağlandığı yerde hizmet veren “Arabın Kahvesi” önünde bulunan çifte Çınarlar duble yol projesi içerisinde kalmış ve kesilerek yok edilecekti. Havran Zafer Gazetesi ile “Arabın Kahvesi ve Çifte Çınarlar” başlıklı sürmanşet te yayınladığım tarihi belgeselim ile karayolları ilgi gösterip proje değişikliğine giderek tarihi değeri olan Arabın Kahvesine ait Çifte Çınarlar’ının kesilmesinden vazgeçildi yol tekrar düzenlendi.

Çin’den Avrupa’ya ve Ege’ye uzanan 5 bin yıllık tarihi İpek Yolunun, Anadolu’da Havran ve Edremit Körfezindeki son dinlenme, konaklama noktası olan ‘Arabın Kahvesi Mevkisi’ önündeki bir asrı geçkin İkiz Çınarların yola kurban verilmesi kabul edilmezdi ve ikiz çınarlar yeni proje ile yaşama tekrardan döndürüldü.

Osmanlı döneminde Şekveren Köyü kavşağında meşhur ve tarihi “Arabın Kahvesi” vardı ve buraya Anadolu’dan gelen yorgun kervanlar ile Havran Pazarından dönen halk burada biraz nefeslenir, dinlenir ondan sonra yoluna devam ederlerdi. Anadolu’dan gelen yorgun ticaret kervanları ise deve, at ve eşekleri ile öküz arabaları ve talikalarındaki yükleri burada emniyete alıp, bir gece konakladıktan sonra İzmir veya Çanakkale yönüne devam ederlerdi.

Yunanlıların İzmir’e sonra Ayvalık çıkartmalarından sonra yerli Rum ve Ermeni Çeteleri ile bizim yerli çetelerimiz ie birlikte “Arabın Kahvesine” sık sık gece baskınları yapıp, kervanları soyarlardı.

15 Mayıs 1919 tarihi İzmir’in Yunan işgalinden önce artan ilk eşkıyalık olayları Havran’da da kendini gösterdi ve Cumhuriyet kurulana kadar uzun sürede devam etti.

İşte tarihi bir not: “O dönemde Edremit Körfezinin Ticaret Merkezi olan Havran Pazarından dönen pazarcıları Arabın Kahvesinde ( Bu günkü Çamdibi – Şekveren – Köyü kavşağı ) çınarlar altında konaklayan ve yorgunluk atan tüccarlar akşam karanlığında eşkıyalar tarafından soyuldular. (02/ 04/ 1335 yani 1919)”

20 yıldan bu günlere gerek Havran Belediye başkanları, gerek Şekveren yani Çamdibi Köyü muhtarlarıyla yaptığım görüşmelerde büyük tarihi değeri olan ve bu günün modern konaklama veya dinlenme amacıyla “Arabın Kahvesi ve Çifte Çınarlar”ın tekrardan yaşatılması çalışmalarım hep boşa çıktı. Burada “Arabın Kahvesi” yapılması içinde oldukça uygun alanlar var olduğu bilinmektedir. Tıpkı Atatürk’ün “Buraya zengin köyler birleşip bir hamam yapsınlar ve halkımız buradan yararlansın” sözlü emriyle kurulan ve Türkiye’nin “İlk köylerarası kurulan Kooperatifi Şekveren Ilıcası” gibi. Tarihi tekrar canlandırmak ve sahip çıkmak elbet ki bu gün elimizde ama nedense Atatürk’ün emrine rağmen tarihi değerlerimizi unutuyor ve onlara sırtımızı dönüyoruz. Üzgünüm.

OSMANLI VE TÜRKİYEDE KAHVEHANELERİN TARİHCESİ

Dünyada kahvehaneler ilk olarak 16. yüzyılın başlarında Mekke, Kahire ve Şam’da ortaya çıktı. Osmanlı’da ise ilk kez 16. yüzyıl ortalarında görülmeye başlandı. Bilinen ilk kahvehaneleri Halepli bir tüccar olan Hakem ve Şam’dan gelen Şems isimli kişiler tarafından açılmış ve kısa sürede yaygınlaşmaya başlayan kahvehanelerin sayısı Kanuni zamanında 50, 16. yüzyılın sonunda 600, 19 yüzyılda da 2.500ü buldu. Türkiye’de 2017 yılı itibarı ile 1500 kütüphaneye karşılık 250 bin civarı kahvehane, 25 bin civarı meyhane bulunduğu biliniyor. Enver DOLGUN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Powered by MOYWEB