EGE GÜNDEM GAZETESİ

Ayvalıklı kadınlardan çocuk istismarlarına sert tepki

Ayvalıklı kadınlardan çocuk istismarlarına sert tepki
12 views
05 Temmuz 2018 - 10:42

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, Bağımsız Kadın İnisiyatifi üyesi kadınlar; son günlerde Türkiye gündemine oturan Eylül ve Leyla adlı çocukların ölüm haberleri üzerine ilçe merkezinde toplanarak, çocuk istismarı ve cinayetlerine karşı sert tepki gösterdi.

Ellerinde çocuk istismarına son verilmesine ilişkin dövizler taşıyan Ayvalıklı kadınlar yaptıkları basın açıklamasıyla da kirli ellerin çocukların üzerinden çekilmesini istedi.
Kadınlar adına basın açıklamasını yapan Nebahat Gülhan; kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yönelik şiddetin durdurulmasını isteyerek, “En son Eylül ve Leyla’nın ölümleriyle derinden sarsıldık. Çocuğa yönelik cinsel istismar, erkek egemen sistemin ortaya çıkardığı ve meşrulaştırdığı bir şiddet ve meşrulaştırdığı bir şiddet türüdür. Çocuğa yönelik cinsel şiddet, çocuğun üzerinde kurulan iktidar ve gücün kötüye kullanımı ve tahakkümün bir sonucudur” ifadelerini kullandı.
Kimyasal kastrasyon, hadım gibi yüksek cezalar ve popülist yaklaşımların doğru olmadığını vurgulayan Nebahat Gülhan, “Yüksek cezalar hiçbir şekilde ne çocuk istismarını, ne de başka bir suçu önler.Esas tartışılması gereken cezaların arttırılması değil çocukları güçlendirecek, suçu oluşmadan engelleyecek ve çocukları koruyacak mekanizmaların hayata geçirilmesidir. Anayasa’nın 41/2 maddesi ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri uyarınca, devletin görevi çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak ve koruyucu, önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır. Cinsel istismar bir şiddet türüdür, hastalık değil, suçtur. Kişinin onayı olmaksızın cinsel isteğin ilaçla baskılanması gibi tıbbi uygulamalarla suçu cezalandırmaya çalışmak insan haklarına aykırıdır. Sorunun ataerkil, cinsiyetçi sistemden kaynaklanan toplumsal boyutlarının göz ardı edilerek bireye indirgenmesi yaklaşımının bir ürünüdür. Kısas, linç gibi çağdışı cezalandırma yöntemlerinin önünü açacak tehlikeli bir adımdır. Çocuğa karşı cinsel istismar suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması sırasında delil kalitesini artırıcı, yargılamanın iyileştirilmesini sağlayıcı bir düzenleme yapılmalıdır. Örneğin çocuk cinsel istismarında zamanaşımı sorununa çözüm bulunmalı, çocuğun beyanının hukuki değeri güçlendirilmelidir” dedi.
Cinsel istismar suçuna maruz bırakılan çocukları korumak için içinde bulundukları duruma uygun sosyo-psikolojik yardım ve destek mekanizmaları oluşturulması gerektiğinin altını çizen Gülhan, “Devlet İstanbul Sözleşmesi’nde de yer alan Tecavüz Kriz Merkezleri, Cinsel Şiddet Başvuru Merkezleri modelini geliştirmeli ve hayata geçirmelidir.Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların toplumsal ve hukuki meşruiyet zeminini oluşturan çocuk yaşta ve zorla evlendirmeleri önleyecek ve tüm sorumlular hakkında caydırıcı cezalar getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Devlet koruyucu ve önleyici önlemler almakla yükümlüdür. Bu doğrultuda kadınların ve çocukların şiddete maruz kaldıklarında başvuracakları merkezler yaygınlaştırılmalıdır. İstismarı fark eden kişilerin ve meslek uzmanlarının bildirimde bulunmasının önündeki engeller tespit edilmeli ve bunların kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Çocuğun istismara maruz kaldığını fark edip bildirimde bulunmak ve çocuğu desteklemek isteyen ebeveyni, öğretmeni vs. destekleyecek mekanizmalar oluşturulmalıdır. Cinsel istismara karşı koruyucu-önleyici kapsamlı cinsel sağlık ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi başta tüm çocuklar olmak üzere herkes için erişilebilir hale gelmelidir” diye konuştu.

“ÇOCUKLAR OYUN OYNAMALI”
Basın açıklamasının ardından muhabirimize açıklamalarda bulunan Ayşecik Ana Okulu Öğretmeni Ayşe Tosunoğlu da, ülkemizde acı olayların ve özellikle de çocukların üzerinde taciz ve istismarların tekrar tekrar yaşanmasından duyduğu büyük üzüntüyü ifade ederek, “Çocuklarımızın yaşaması gerekiyor. Çocuk çocukluğunu yaşamalı. Çocuklar, erken yaşta ergen olamazlar. Çocuklar, çocuktur ve oyun oynamaları gerekir. Ama bu oyunlar da dere kenarında değil, ailesinin yanından oynanmalıdır. Ama ülkemizde çocuklar ne yazık ki oyun oynayamıyorlar. Çok erken yaşta onları büyütüyoruz. Oysaki onların yapması gereken çok şey var. Bunun içinde ilk başta oyun oynamaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. SUAT SALGIN

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

UA-76219985-1