02 Ekim 2017 Pazartesi, 10:35
NECATİ ALBAŞ
NECATİ ALBAŞ necatialbas10@gmail.com Tüm Yazılar

Vergi artışına işçi desesini yükseltti!

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), TBMM’ye sevk edilen Torba tasarıdaki gelir vergisi üçüncü diliminde vergi oranlarının yükseltilmesine karşı çıktı.
Türk-İş, Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı’na gelir vergisi tarifesindeki değişiklikle ilgili mektup yazdı.

Gelir üzerinden alınan vergilerin 3’e 2’si ücretlilerden
Türkiye’de gelir vergisi mükelleflerinin büyük çoğunluğunu ücretlilerin teşkil ettiği vurgulanan mektupta, gelir ve kazanç üzerinden alınan verginin yaklaşık üçte ikisinin ücretliler tarafından ödendiği, ticari ve serbest kazanç sahiplerinin önemli bir bölümünün ise vergi mükellefi yapılamadığının bilindiği kaydedildi.

Ücretliler üzerinde, doğrudan gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerle birlikte dolaylı olarak, mal ve hizmet üzerinden alınan, yapılan harcamalardan kaynaklanan vergilerin de söz konusu olduğuna dikkat çekilen mektupta, toplam vergi gelirleri içinde yüzde 70’lere ulaşan dolaylı vergilerin, çalışanların vergi yükünü daha da artırdığının altı çizildi.

“Çalışanları mağdur edecek”
Türk-İş’in mektubunda, Anayasa hükümlerine atıfta bulunularak, şöyle denildi:

“Anayasanın ‘vergi ödevi’ başlıklı 73’üncü maddesinde ‘Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür’ ifadesi yer almaktadır. Bu düzenlemeden amaçlanan, herkesin kamu harcamalarını finanse etmek üzere vergi ödemek yükümlülüğü olduğu ve fakat bu ödemenin mali güce göre olması gerektiğidir. Çok bilinen tanımıyla vergi adaleti, ‘az kazanandan az, çok kazanandan çok’ vergi alınarak sağlanacaktır.

İşçiler üzerindeki vergi baskısı, ücretliler lehine olan ayırım ilkesinden vazgeçilerek vergi tarifesinin teke indirilmesi ve çalışanların üçüncü dilimdeki gelir vergisi tarifesine uygulanan vergi oranının yüzde 20’den yüzde 27’ye yükseltilmesi nedeniyle artmıştır. 2018 yılında yüzde 27 olan üçüncü dilimin yüzde 30’a yükseltilmek istenmesi, çalışanları daha da mağdur edecektir. Gelir vergisi tarifesi artışının enflasyonun altında belirlenmesi de bir diğer mağduriyet konusu olmaktadır.

Doğrudan ve dolaylı vergilerin en büyük ödeyicisi olan işçileri, işverenler ile aynı oranlarda vergilendirmek, haksız ve adaletsiz bir uygulamadır.”

Vergi kesintileri nedeniyle ücret düşüyor
Ücretlilerin üzerindeki vergi yükünün bir diğer önemli ve olumsuz etkisinin de, vergi kesintileri nedeniyle işçinin eline geçen net ücretin yılbaşına göre geçen aylar içinde giderek gerilemesi olduğuna vurgu yapılan mektupta, bu konunun toplu sözleşme görüşmelerinin de çıkmaza girmesine neden olduğu bildirildi. Mektupta, şu ifadelere yer verildi:

“Vergi yapısındaki çarpıklık nedeniyle bağıtlanan toplu iş sözleşmesiyle belirlenen ücret zammı anlamını yitirmekte ve sözleşmeyle sağlanan ücret artışının çoğu ilerleyen aylarda gelir vergisi ödemesine gitmektedir. Örneğin 2018 yılında aylık net 3.000 TL olan ücret, Temmuz ayında toplu iş sözleşmesi ile yapılan zamma rağmen yılsonuna doğru aylık 323 TL eksilmektedir. Üçüncü dilim oranının yüzde 30’a yükseltilmesiyle bu eksilme 429 TL olmaktadır.

Vergi adaleti nasıl sağlanır?
Türkiye’de vergi alanında gerçek anlamda yapılacak iyileştirme, ancak ücretliler aleyhine var olan bu adaletsiz yapının değiştirilmesiyle mümkün olacaktır. Öncelikle emek üzerindeki vergi yükünün azaltılması ve verginin geniş kitlelere adil bir şekilde yansımasının sağlanması gerekmektedir. Bu ülkenin sağladığı kaynakları kullanarak gelir ve servet elde edenler, topluma karşı yükümlülüklerini yerine getirmeli ve kazançları oranında vergi ödemeleri sağlanmalıdır.

Talebimiz ve beklentimiz, gelir vergisi tarifesinde yapılacak değişikliğin, ücretli çalışanlar aleyhine olan bu haksız ve adaletsiz durumun ortadan kaldırılması ve işçiler lehine iyileştirme getirecek düzenlemelerin yapılmasıdır.” Denildi.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2016 Powered by MOYWEB